Yararıyla Zararıyla Ketojenik Diyet

0
216

Son aylarda bazı ünlüler tarafından da uygulandığının ortaya çıkmasıyla kilo vermenin yeni  akımı haline gelen ketojenik diyet ve ketojenik beslenme oldukça gündemde… Kısaca “Keto Diyet” olarak anılan ketojenik beslenme şekli, düşük karbonhidrat yüksek yağ tüketimi gerçekleştirerek vücudun ketosis moduna geçmesini sağlamayı temel alıyor.

Ketojenik diyet nasıl işliyor?

Bilindiği üzere insan metabolizması temel enerji kaynağı olarak şeker ve karbonhidrattan elde edilen glikozdan yararlanır. Glikoz vücut tarafından enerjiye en kolay çevrilen kaynak olsa da aynı zamanda insülin seviyesini de arttırır. Dolayısıyla tüketilen glikoz arttıkça daha kısa sürede acıkıyoruz. Açlığı bastırmak için daha fazla tüketilen karbonhidrat ve şeker, bu kez yağ olarak depolanıyor.

Bedenin belirli bir süre boyunca alıştığı glikoz oranı karşılanmayınca enerji kaynağı olarak daha önce biriktirdiği yağları enerji kaynağı olarak kullanmaya başlıyor. Bu evre vücudun “ketosis” döneme girmesi olarak adlandırılıyor ve ketosis durumunda karaciğer keton isimli bir madde üretmeye başlıyor. Bu madde glikozun yerini alıyor.

Ketojenik beslenme neleri kapsıyor

Ketojenik diyet yaparken makro (bir diyetin temel enerji kaynakları olan besin grubu) oranları, %70 yağ, %25 protein ve %5 karbonhidrat… Ketojenik beslenme şeklinde tahıl, nişasta ve meyveleri hayatımızda tamamen çıkarmak gerekiyor. Ancak kontrollü tüketilirse avokado ve böğürtlengillerden istisnalar yapılabiliyor.

Yenilmemesi gerekenler: Tahıllar (pirinç, yulaf türevleri, mısır, buğday), Kökler (patates, tatlı patates, havuç), baklagiller, şeker (bal, pekmez, akçaağaç şurubu, agave) ve meyveler (elma,portakal, kavun, karpuz, muz)

Tüketilecek Besinler: Et ve hayvansal gıdalar (balık,biftek, kuzu eti, kümes hayvanları, yumurta), yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, roka, marul, lahana) toprak üstü sebzeleri (karnabahar, brokoli), bol yağlı süt ürünleri ( kaşar, beyaz peynir, krema, tereyağ), yemiş ve tohumlar (ceviz, fındık, kaju, ay çiçeği, makademia), diğer yağlar (hindistan cevizi yağı, çörek otu yağı, halis zeytinyağ, susam yağı), glisemik indeksi düşük böğürtlengiller (frambuaz, yaban mersini, böğürtlen karadut)

Ketojenik diyetin yararları ve zararları

Kimilerine göre ketojenik beslenme inanılmaz faydalı ve yaşam kalitesini yükseltiyor. Kimilerine göre ise; son derece zararlı ve vücuda zarar vererek birçok sağlık sorununa zemin hazırlıyor.

Ketojenik diyetin yararlarını savunanlar; beslenme şeklinin fiziksel ve zihinsel performansı arttırdığına, kilo vermenin en etkili yöntemlerinden biri olduğuna, kan şekeri ve iştah kontrolü sağladığına, zihinsel odaklılığı arttırdığına, enerjiyi arttırdığına dikkat çekiyor.

Ketojenik beslenmenin zararlı olduğunu savunanlar ise; bu beslenme şeklinin asit-baz dengesinin sabote ettiğini, kalsiyum kaybının söz konusu olduğuna ve bu durumun kemik erimesine neden olduğuna, karbonhidratların yeterince tüketilmemesinin böbrek taşı oluşumunu tetiklediğine,1 aydan uzun süren uygulamalarda kontrolsüz karbonhidrat kaybının kilo kaybını engellediğine, demir-kalsiyum-magnezyum emiliminin bozulduğuna ve gastrointestinal sistemde (çiğneme,sindirim, emilim ve boşaltım işlemlerini kapsayan sistem) ciddi problemlere neden olduğuna dikkat çekiyor.

Her beslenme şeklinin ve diyetin herkese uygun olmadığını artık hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla beslenme düzeninizi değiştirmek istediğiniz durumlarda, kulaktan dolma bilgilerle değil bir uzmana başvurarak harekete geçin. Kendi metabolizmanıza uygun rutini öğrenip buna uygun şekilde beslenmenin çok daha sağlıklı olduğunu lütfen unutmayın.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here